Hayvan Hakları

Hayvan Hakları

270 İzlenim »

Hayvanların tarihi insanlığın var oluşuna kadar dayandığı söylenir. Ancak kimi kaynaklar bu tarihin daha eski olduğu da söylenir. İnsanlığın var oluş süreci ile birlikte insan hayvan etkileşimi var olmuştur. Bu etkileşim süreci gün geçtikçe de gelişmeye devam etmiş .“İnsanlar tarih boyunca kurdukları toplumlarda birbirleriyle ilişkilerini düzenleyen ahlak ve hukuk kuralları oluşturmuşlardır. Ancak insanların diğer canlı türlerine karşı nasıl davranmaları gerektiğini belirten evrensel kurallar oluşturamamışlardır. Yirminci yüzyılda Batı'da başlatılan hayvan hakları hareketi insan - hayvan ilişkilerini bir felsefi kuram çerçevesine oturtmayı ve giderek bir ahlak ve hukuk sistemi içinde yer almasını sağlamayı amaçlamaktadır.” (Benton 1996, Regan 1983)

Batıda 20.yy’da gündem gelmeye başlayan hayvan hakları konusunun toplumlarda kabul edilmesi epey zorlu olmuştur. “Hayvan hakları hareketinin kökleri 18 ve 19. yüzyıllarda özellikle evcll hayvanlara yapılan zulmü ve kötü kabul edilebilecek uyglamaları önlemek amacıyla kurulan çeşitli insancıl kuruluşlardır.” (Honore ve Klopfer 1990, Zutphen 2001 )

Hayvan Hakları

Buna karşılık “Türkler tarih boyunca hayvanlarla iç içe yaşayan ve onlara tarih sürecinde oldukça önemli ayrıcalıklar tanıyan onlara değer veren (Menteş 1996, Yaşar 1996) bir Millet olmuştur. Türk Milleti’nin kültüründe bozkurt, at, koyun, köpek her zaman çok önemli bir yere sahip olmuşlardır. Özellikle evcilleştirilen at ve köpeklerin yaşam çevrelerinin Türklerin ata yurdu olan Orta Asya olduğu düşünüldüğünde bu hayvanların Türk kültüründeki yeri daha net anlaşılabilir. Ayrıca dinimizin de hayvanlara eziyet edilmemesi yönündeki telkinleri (En’am Suresi 38. Ayet gibi) bizim toplumumuzda hayvan haklarına ve hayvanlara bakış açısından diğer toplumlardan daha farklı olmasına neden olmuştur.

Bu nedenle “Osmanlı’da ecdat, köpeklere, kedilere ve diğer sokak hayvanlarına bakmak için pek çok vakıf kurmuş ve Mancacı ismi verilen insanlar görevlendirmişti. Birçok Osmanlı şehrinde kar yağdığında ve soğuklar bastırdığında şehirlere ve kasabalara inen aç kurtların ve kuşların beslenmesi için belirli yerlere düzenli şekilde et, ciğer, sakatat, darı, buğday ve ot koyan vakıflar tesis edilmişti.

Hayvan Hakları

Osmanlı’da hayvan haklarına yönelik hukuki düzenlemelerin temeli Sultan II. Beyazıt zamanına dayanır. Mevlana Yaraluca Muhyiddin tarafından 1502-1507 tarihleri arasında hazırlanan kanunnamelerde hayvanların korunmasına ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Kanunnamenin 58. Maddesi şu şekildeydi: “Ayağı yaramaz beygiri işletmeyeler. At, eşek ve katır ayağını gözeteler ve semerin göreler. Ağır yük vurmayalar. Çünkü dilsiz canlıdırlar. Hamallar ağır yük vurmayalar, makul olalar.”(İsmail Çolak, Zafer Dergisi,2019)

Tarihimizi incelediğimizde bu benzeri birçok düzenlememenin yapıldığı, sokak hayvanlarına ve kışın doğada yiyecek bulamayan hayvanlara yiyecek bırakmak amacıyla birçok vakıf kurulduğunu rahatlıkla görebiliriz.

“Türkiye'de ise hayvan severleri bir araya getiren ilk resmi demek İstanbul'da 1912 yılında "Himaye-i Hayvanat Cemiyeti" ad ile kurulmuştur. Atatürk'ün direktifleri ile 1923 yılında "Türkiye Hayvanları Koruma Demeği” olarak faaliyetlerini sürdürmüştür. Daha sonraki yıllarda Ankara'da Celal Bayar’ın öncülüğünde Hayvanları Koruma Demeği (1955), İstanbul'da, Doğal Hayatı Koruma Demeği (1975), Hayvanların Yaşam Haklarını Koruma Demeği (1988), Doğal Hayatı Koruma Vakfı (1996), Doğayı ve Hayvanları Sevenler Demeği, Çevre ve Sokak Hayvanları Demeği (2003) ile Adana, Antalya, Eskişehir İzmir Konya, Kütahya, Mersin, Muğla, Bodrum, Çeşme, Kuşadası gibi merkezlerde de benzeri isimler altında dernekler kurulmuştur.(Yaşar, Yerlikaya, 2004).

Hayvan Hakları

Bugün ise Türkiye’de hayvan hakları 5199 numaralı kanunla düzenleniyor. Bu kanuna göre tüm hayvanlar eşit ve kanun hükümleri çerçevesinde yaşam hakkına sahip olduğu ifade ediliyor. Ancak bu kanunların yetersiz olduğunu kanunda hayvanlara eziyet eden veya kötü davrananlara verilen cezaların para cezalarından ibaret olduğunu ifade etmeliyim. Daha önce bu kanun ilgili maddelerinin işletildiğine pek şahit olmadık. Ancak on dönem sosyal medyanın da gücü ile hayvanlara kötü davrananların bu kanun çerçevesinde cezalandırıldığına şahit oluyoruz.

Ancak bu konuda sosyal medyanın gücünün kullanılmaya devam edilmesi bu sürece önemli katkıda bulunacaktır.

 

İlginizi Çekebilir

0 Yorum